okuduklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okuduklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2015 Pazartesi

Bitmeyen tatil yapmışlar :)

Selamlar,
Bu aralar böyleyiz biz, yaz denen şiirdeyiz,
Bi köşe de gülüşümüz var,
Sırtımızda tatlı anılarımız,
Hiçbir zaman bıkmayacağımız 
Bıksak da anlamayacağımız bir çığlıkla
Denize koşuyoruz :)
 (Kıraç'ın şarkı sözlerinin canselce değiştirilmiş halidir :)

Nasıl güzelsiniz bahçemizin gülleri, 
pembe olmanızdan mıdır size bu kadar düşkün olmam...


Okuyorum yine her fırsatta, elime ne geçirirsem..
Çeviriyorum sayfaları, bazen bitmesini istediğimde hızlı hızlı, 
bazense tadı damağımda kalarak son sayfayı bekleterek dakikalarca...




Yaşadığım şu anın huzurunu tarif edemem sanırım,
Güneş, sahile vuran dalga sesleri, sıcacık kum, 
şapkamın altında ben ve kitabım..



İçine çekmek her sabah denizin iyot kokusunu..
 Çocukluğunu özlemeli her pedal çevirişinde insan ve bazen yan yana çevirmeli sevdiğinle. Çocuk olsaydık diye düşünmeli..






Biraz kenara park edip soluklanmalı, 
denize karşı bir gevrek yemeli yeni çıkmış fırından sıcak sıcak..



Var mı dalından koparmak gibisi? Yıkamaya bile ihtiyaç duymadan,
düşerim diye korkmadan merdiven tepesinde, tadına varmak ekşiliğinin..



Koklamak çiçekleri doyasıya, yavrumu koklar gibi,
kapatarak gözlerimi, ruhumu okşar gibi...





Bir yavrukuş istediği için her sabah,
 horoz başında ötsün diye beklemek ve onun tatlı kıkırdamalarını seyretmektir yaşamın tadı.






Ve güneş her gün batıyor, ertesi gün yeniden doğuyor, bütün haşmeti ve hızıyla...



Hayat kısa, sevdiklerinizin kıymetini bilin, 
daha çok farkına varın yaşamın, yaşadığınız her anın ve daha çok okuyun.

Hayatın sizin için nasıl da değişip güzelleştiğini farkedeceksiniz.

Sevgiyle, sağlıkla kalın :)

11 Ocak 2015 Pazar

Bu bir kitap postudur!!!


Bu hafta sonunu kendime ayırdım diyebilirim. Tabii yemek yapma, etrafı toparlama, çekirdek ailemi doyurma, Çınar'ı yıkama-uyutma, pazara ve markete gitme gibi rutin işlerimi saymazsak :) Olsun her durumda, her şeye, özellikle de okumaya fırsat yaratabilitem vardır.

Öncelikle Mart menekşelerini bitirdim bir solukta, elimden bırakamadığım kitaplardandı yine. Çok şaşırmadım aslında, Sarah jio'nun bu okuduğum 4. kitabıydı.Hepsinde de aynı çılgınca, bir sonraki sayfayı merak ediş, ara sıra "Aaaa, ooooo, hiihhhh " gibi istem dışı sesler çıkardığım kitap okuyuş manzaralarımı sergiledim. Böğürtlen kışı kitabına yer yer çok benziyordu aslında.İç içe geçmiş olaylar örgüsü, yazarın kitaplarını oluştururken ki yapı biçimi bence, çünkü her kitabında iki farklı zamanda anlatıyor olayları. 4. Kitaptan sonra çözdüm kadını, iyisin hoşsun Sarahcım ama gereğinden fazla meraklı karakterler yaratıyor ve okuyucuyu şaşırtıcam derken gerçeklikten fazlaca uzaklaşıyorsun. Ayıptır günahtır :) Her kitapta olduğu gibi bunda da okuduğuma pişman değilim. Ama yettin gari :)

Sonra karşıyakada ki küçük bir kitapçıda bakınırken satıcının ısrar kıyamet almamı söylediği ve daha önce hiç bir kitabını okumuş bulunmadığım ( ki benim için büyük bir ayıp ve kayıptır) Stefan Zweig'in Satranç isimli kitabıdır. Yazarın hayatına, karısı ile birlikte intihar ederek son vermesi üzülerek öğrendiğim bir gerçek oldu. (İnsan nasıl aklına koyar ve başarır ki hayatına son vermeyi?) Yazarın ruh dünyasındaki sıkıntıları ve hayatına son verişi bu kitaptan izler taşıyor sanki. Yazardan bağımsız bahsedecek olursam, şahane bir kurgu ve akıcı bir dille yazılmış, satrancın insan doğasını nasıl değiştirebildiğini gözler önüne serildiği bir kitap
. Anlamak isteyene çok ince mesajlar var aslında bu kitapta. İncecikti, keşke daha kalın olsaydı ve bu kadar çabuk bitmeseydi diye düşündüm. Diğer kitaplarını da edinicem en kısa zamanda.

Ve yazar hakkında araştırma yaparken okuduğum bir iki sözü, bu haftanın son sözleri olsun.

"Bütün yalnızlar gibi özgür, bütün özgürler gibi yalnız..."

"Satranç aşk gibidir, tek başına daha az eğlencelidir..."

"Birisi barışı başlatmalı, tıpkı savaşı başlattığı gibi..."

Mutlu, huzurlu geceler..




23 Mayıs 2014 Cuma

Kokulu kitapta olurmuş...

2 yeni kitap aldım, kitaplığımda okunacak o kadar çok kitabım var ki.. Önce bir elimdekileri bitirseydim diye düşünmüyorum aslında, 5 çift ayakkabımız varken 1 çift ayakkabı daha almamız gibi birşey değil bence bu. Kitaplarım özeldir, onlar benim canım, birisine verirken aynen geri almak isterim ve zamanın çok uzatılmasından hoşlanmam. Kitaplarıma verdiğim paraya, gereksiz yere bir elbiseye verdiğim para gibi acımam. Oğlumunda benim kadar  kitap okumayı sevmesini istiyorum ve ona da şimdiden birçok kitap alıyorum. Onlarla konuşuyor miniğim benim :) Karanlıkta minicik bir mum ışığıyla bile kitap okuyabilirim, çokta severim, huzur bulurum.. Türkiye'de her  100 kişiden sadece 4,5 kişi kitap okuyormuş. Japonya'da yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılırken Türkiye'de sadece 23 milyon basılıyormuş. Japonya'da kişi başına düşen kitap sayısı yılda 25, Fransa'da 7, Türkiye'de ise yılda 12.089 kişiye 1 kitap düşüyormuş. Ne kadar vahim!!! Yetişkin bir insana zorla kitap okutamazsınız, ancak vakit varken çocuklarımıza kitap okuma sevgisini aşılatırsak ilerisi için geç kalmamış oluruz diye düşünüyorum. İlk eğitim ailede başlamaz mı? ve çocuk ne görürse onu kazımaz mı beynine?




Evet evet, kokulu kitaptan kastım tamda bu kitaptı, sayfalar mis gibi papatya kokuyor..
Çok eğlenceli bir anne-çocuk ilişkisi kitabı. Çok eğleniyorum okurken, henüz tamamlanmadı, ama su gibi akıyor sayfalar.


29 Nisan 2014 Salı

Etkisinde kaldığım bir fantastik roman daha..

Sonunda tamamlayabildim Açlık Oyunları serisinin ilk kitabını. Mazeret değil ama uzadı durdu elimde kitap, sevmediğimden değil, tamamen vakit ayıracak çok fazla şeyim olduğundan. Ahh Ahhh eskiden öylemiydi, aynı gün içinde, en fazla 2 günde bitirdiğim ne çok kitap olurdu. Uzun zamandır okuduğum en etkileyici, son 150 sayfasını birkaç saat içinde okuduğum, harika bir kurguya sahip, çok sürükleyici ve sağlam bir altyapıyla hazırlanmış bir kitap. Klasik roman çizgisinden dışarıya taşıp, var olan dünya sisteminden oldukça farklı ve etkileyici bir yapıyla önümüze serilmiş. Mevcut dünya düzeni devam ettiği müddetçe, okunabilecek bir seri. Sadece okuyucuyu öyküye bağlayarak ticareti hedeflemiş fantastik yapıda bir kurgu değil,  düşünülerek okunduğunda günümüz büyük devletlerinin diğer ülkeleri nasıl sömürdüğüne dair göndermelerde bulunduğunu yakalayabileceğiniz bir roman. Okuduğunuza pişman olmayacaksınız. Son sayfayı kapatmamın üzerinden 5 dk.geçmedi ki, 2. kitabın ilk sayfasına başladım. 




26 Mart 2014 Çarşamba

Büyük bir açlıkla okuyorum seni "Açlık oyunları"

Elimdeki kitaplar bitince, kitap kurdu Kuzen Esra girdi devreye. Ve bayılacağımı söylediği Fantastik kurgu "Açlık oyunları" serisini getirdi. Filmi çekilen kitaplara yapılan yorumlar sıklıkla "Kitabı daha güzeldi" olur ya, iyi ki filmini henüz izlememişim.Çünkü daha önce de, önce kitabını okuyupda sonradan filmini seyrettiğim kurgularda, film hep daha basit kalıyordu benim için ve o okurken ki heyecanı, merakı filmde hissedemiyordum. Harika bir kurgusu olduğunu, henüz kitabın başında yakaladım ve heyecanla çevriliyor sayfalar. Henüz ilk kitaptayım ama büyük bir "açlıkla" okuyacağımı şimdiden hissediyorum.







8 Mart 2014 Cumartesi

Çocukluğumun Kitabı Çocuk Kalbi

Çocukken ilkokul öğretmeninizin bütün sınıfa okuttuğu ve benimde okuyupta hafızamdan silinmeyen, bulunca da kendi kitaplığımda bulunmasını istediğim yer yer duygusal, hüzünlü, yer yer komik bulduğum çocukluğumun en güzel kitabı. Geçen gün kitapçıda denk geldiğimde hiç kaçırmamalıyım dedim.Yeğenime ve oğluma da okutmayı düşünüyorum. Tekrar okuyorum ve çocukluğumu anımsayıp hayatı sorguluyorum. Tüm ebeveynlerin çocuklarına okutmalarını tavsiye edebileceğim bir eser.

Bu arada güzel kupam English Home'dan. Öyle severek aldım ki...


16 Şubat 2014 Pazar

Bir yeni kitap, bin yeni huzur...

Okumaktan zevk aldığım, günlük hayatta kullanmayı sıklıkla unuttuğum şeyleri bir kez daha güzel bir dil anlatımıyla hatırlamamı sağlayan bir kitaptı. Az çok dini bilgisi olan bir çok insanın, günlük hayatına ilişkin pek çok bilgi mevcut, fakat; Uğur Koşar'ın kişisel samimiyet ve yalın dil anlatımıyla anlatmak istediğini, kalbi ve vicdanı muhatap alarak daha dokunaklı hale getirdiği aşikar. İnsanın bildiği şeyleri "Aaaa ne kadar da doğru, neden bunu uygulamıyorum ki?" dedirtecek çok satır arasına sahip. Hani başucu kitabı denir ya, günlük rutinde unutulan şeylere ışık tutmak amacıyla, her gün rast gele birkaç sayfasını bile okumak huzur verecektir insana bence.
En sevdiğim ve aklıma bu ara hep gelen kısı paylaşmak istiyorum.

Sayfa: 45

ALLAH ACİZ KULLARININ KALBİNDEDİR

"Ancak ben sana aciz olmaktan söz ederken insanlar karşısında değil, Allah katında aciz olmandan söz ediyorum. O'na el açıp, yürek açıp da "Rabbim ben zavallı bir kulum, çaresizim, sen çaremsin, sen bana kafisin" dediğinde arş sarsılır, melekler ağlar da, o gözyaşları meleklere abdest aldırır.

Ve arada bir de olsa Rabb'i misafir et evine, Peygamberini misafir et evine. Her masa kurduğunda bir tabak da boş bırak, her çay servis ettiğinde boş bir bardak da yanında kalsın diğerinin. Soranlara, "Nebi'yi, Efendimiz'i misafir çağırdım da o yüzden bir tabak, bir bardak fazla koydum" dersin. Evine nur, rahmet gelsin. Sen yeter ki güzel bak. Sen yeter ki güzel söyle. Kalp önce Rahman'a bakınca güzelleşir, sonra insana baktığında ise gerçek sevgi tecelli eder..."

Ben de bu sabah böyle yaptım, bir bardak boş bıraktım yanımda, güneşli, güzel bir pazar sabahı çayımı balkonda yalnız içmediğimi biliyorum şuan.
Özün sözü; kitabın konusuna ne kadar ilgili olduğunuzla alakalı beğenip beğenmemek, kitabı ve yazarı samimi  bulup bulmamak.



2 Şubat 2014 Pazar

Allah De Ötesini Bırak


Uzun zamandır çevremde ve nette çok sayıda kişinin okuduğunu gördüğüm, almak için sabırsızlandığım, hatta kitapçımda tükendiğini duyduğum bir kitaptı. Ve dün almak nasip oldu sonunda. Uğur Koşar'ın okuyacağım ilk kitabı. Eminim diğer kitaplarını da okumak isteyeceğim. Hayat akışı içerisinde unuttuğum birçok gerçeği bana tekrar terar hatırlatacağını düşünüyorum. Tasavvuf konusu içeren kitapları seviyorum. Kendimi daha iyi hissetmeme sebep oluyor. Sıkılmıyorum diyeyim yada kimileri gibi. Yorumu bitirince tabii ki.

Keyifle ve bir çırpıda okumayı hedefliyorum :)

16 Eylül 2013 Pazartesi

OKUDUM -- OKUYORUM -- OKUYACAĞIM


OKUDUM


Çok kısa bir sürede okuyup bitirdiğim, ellerimin bir sonraki sayfayı çevirmek için acele ettiği, merakla bezendiğim, gizemli ve oldukça sürükleyici ender kitaplardan birisiydi. Nancy Pickard son derece yalın aynı zamanda betimlemesi son derece kuvvetli bir yazar. Macera-polisiye- gerilim sever kitap aşıklarına tavsiye edebileceğim bir kitap.


OKUYORUM


Aynı yazar.. Bakire kitabını okuduktan sonra ister istemez bi beklenti içerisine girdim. Şu an çok yavaş ilerliyor ama bu yazara güveniyorum. İlerleyen sayfalarda, özellikle de sonunda şaşıracağımı düşünüyorum. Fırsat yarat yarabbi :)

OKUYACAĞIM


Bu kadar cinayet-macera romanı yeter bu ara, arada kaçamak yapıp okuduklarım hariç. Bu kitabı da marketteki kitap reyonunda bulup alıverdim. Başucu kitabı olabileceğini düşünüyorum. Yakında yalanıp, yutulmayı bekliyor :)






2 Temmuz 2013 Salı

Kitaplar aşkına..



Kitap okumayı çok seviyorum esasen. Hamileykende onlarca kitap okumuştum yattığım yerden ohh ne güzel günlerdi. Aslında; 'kitap okuyormusun?' sorusuna 'Şeyy vakit bulamıyorum...' cevabını verenlere gıcık olurum. Bir fotoğrafta görmüştüm. Japonyada insanlar metroda sabah işlerine giderken gazeteye, kitaba boğulmaktan yüzleri gözükmüyordu. Fırsat yaratın arkadaşım, yada dürüst olup okumayı sevmiyorum diyin. Velhasılı kelam, Çınar'ı ayağımda sallayıp uyutmaya çalışırken okuduğum kitap sayısını bilemiyorum. Yada çorba karıştırırken bir elimde kaşık, bir elimde kitap. Oğlumada kitap okumayı aşılamak hedefim. Eşim hamileyken Çocuk yetiştirmeyle ilgili bir yığın kitap serisi almıştı bana. Okuduklarımı ve fikirlerimi paylaşmak istedim. Okuyun, okutun diyorum naçizane fikrimle ;)



   




 



Ve daha birçoğu... Daha iyi diyaloglar kurabilmek, daha iyi çocuklar yetiştirebilmek için kaynak teşkil edeceğini düşünüyorum.